Archive for the ‘Sağlıklı Yaşam’ Category

Evde sigara içmenin bebeğe etkisi

Cuma, Şubat 17th, 2012

Çevresel Sigara Dumanı (ÇSD) olarak da bilinir ve kendisine has kokusuyla kolaylıkla tanınır. ÇSD havayı kirletir ve elbiseler, perdeler ve mobilya üzerine siner. Çoğu kişi ÇSD yi nahoş, rahatsız edici ve gözlerle burnu tahriş edici bulur. Daha önemlisi tehlikeli bir sağlık tehdididir.

 

ÇSD içinde 4000 in üzerinde farklı kimyasal madde tespit edilmiştir ve bunların en az 43 tanesi kansere sebep olur. Çevresel Sigara Dumanına Maruz Kalma Sık mıdır? Amerika Birleşik Devletlerinde yetişkinlerin yaklaşık \%26 ?sı sigara içicisidir ve beş yaş altındaki çocukların \%50 si ila \%67 si en az bir yetişkin sigara içicisinin oturduğu evlerde yaşamaktadırlar. Bu rakam ülkemizde daha fazladır. Kim Risk Altında? ÇSD herkes için tehlikeli olmasına rağmen, fetuslar, bebekler ve çocuklar üzerinde daha büyük bir etkisi vardır.

 

Bu olay ÇSD’nin; akciğer, beyin gibi gelişmekte olan organlara zarar vermesiyle gerçekleşir. Etkileri Cenin ve yenidoğanda Anne, cenin ve plasentada kan akımı, hamile her sigara içtiğinde değişir. Ne var ki uzun dönemde bu değişikliklerin sağlık üzerine olan etkileri bilinmemektir. Bazı çalışmalar hamilelik sırasında sigara içiminin yarık damak-dudak gibi doğumsal bozukluklara sebep olduğunu göstermiştir. Sigara içen anneler daha az süt üretir ve bebeklerin doğum ağırlığı daha düşüktür. Annelerin sigara içmesi 1 ay- 1 yaş arasındaki ölümlerin ana sebebi olan ani bebek ölümü sendromuyla ilişkilidir. Çocuk akciğer ve solunum yolları ÇSD ye maruz kalma tüm yaşlarda çocuk akciğer verimi ve fonksiyonunu bozar. Çocukluk astımının hem sıklığını hem de şiddetini arttırır. Kullanılmış sigara dumanı sinüzit, rinit (nezle), kistik fibroz, öksürük ve geniz akıntısı problemlerini alevlendirir. Çocuklarda soğuk algınlığı ve boğaz ağrısı sıklığını da arttırır. İki yaş altındaki çocuklarda ÇSD bronşit ve zatürre olasılığını arttırır.

 

Gerçekten, ABD’de Çevre Koruma Ajansının 1992 deki bir çalışması, ÇSD’nin 18 ay altındaki çocuk ve bebeklerde her yıl 150. 000 ila 300. 000 alt solunum yolu enfeksiyonuna sebep olduğunu söylemektedir. Bu hastalıklar 15. 000 hastane yatışı ile sonuçlanıyor. Yarım paket ve daha fazla sigara içen ebeveynlerin çocuklarının solunum yolu hastalığı nedeniyle hastaneye yatma riski neredeyse iki katına çıkar. Kulaklar ÇSD ye maruz kalma çocuklarda hem kulak enfeksiyonu sayısını hem de hastalık süresini arttırır. Solunan duman burun arkasını orta kulağa bağlıyan östaki borusunu tahriş eder. Bu orta kulaktaki basıncın eşitlenmesini bozan şişme ve tıkanıklığa ve sonuçta ağrı, sıvı birikimi ve enfeksiyona yol açar. Kulak enfeksiyonları çocuk işitme kayıplarının en sık sebebidir. İlaç tedavisine yanıt vermediğinde kulağa tüp takılması gerekir. Beyin Hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içmiş annelerin çocuklarının sigara içmeyenlerin çocuklarına göre hiperaktivite gibi davranış bozuklukları olması daha olasıdır.

 

Hamileyken epilasyon yapılırmı

Cuma, Şubat 17th, 2012

Bu yöntemlerin gebelik öncesinde ya da gebelik sırasında kullanılması anne adaylarında zaman zaman endişeye neden olsa da bilinçli kullanım hızla artmaktadır.

En Gözde Yöntem: Lazer Epilasyon

Lazer (Laser) ışık enerjisi kullanan bir tekniktir. Ortaya çıkan elektromanyetik ışıma röntgende kullanılan X-ışınlarından farklıdır ve doku içinde ilerleme özelliği yoktur. Işın sadece işlemin yapıldığı alana örneğin sadece yüze etki eder. Bu nedenle anne karnı içindeki bebeğe ulaşması ya da zarar verebilmesi mümkün değildir.

Benzer şekilde radyo dalgaları ile çalışan epilasyon sistemlerinde de bebek ile ilgili bilinen bir risk söz konusu değildir. İşlem bittiğinde ortada radyasyon da kalmaz. Bu nedenle gebelikte kullanımı ile ilgili bilinen bir risk söz konusu değildir.

Emzirme Döneminde Elektrolize Dikkat!

Epilasyonun bir diğer türü olan elektrolizde ise cilt içine yerleştirilen küçük ve ince bir iğne yardımı ile elektrik akımı verilerek kıl kökü tahrip edilir. 100 yıldan uzun bir zamandır kullanılan bir yöntem, bugüne kadar gebelik üzerinde olumsuz bir etkisi bırakmamıştır.

Bununla beraber meme başı çevresindeki kıllar için gebeliğin son dönemlerinde elektroliz yapılması önerilmemektedir. Bu öneri özellikle emzirmeyi isteyen anne adayları için geçerlidir. Benzer şekilde son 3 aya girildikten sonra karın üzerindeki tüyler için de elektroliz önerilmez. Bunun nedeni bebeğin zarar göreme riski değil, cildin hassaslaşmasıdır. Ayrıca son dönemlerde karın üzerinde yapılan işlem bebeğin fazla hareket etmesine neden olabilir. Hem bebeğin hareketleri hem de işlem sırasında duyulabilecek hafif ağrı anne adayını rahatsız edebilir.

Kürtaj Yaptırmanın Riski Büyük

Cuma, Şubat 17th, 2012

Tıbbi bir zorunluluk bulunmadığı sürece hükümetler de kürtajın yapılmasına karşı çıkıyor.

 

Kürtaj son zamanlarda İngiltere’de büyük bir tartışma konusu haline geldi. Bazı uzmanlar hamileliğin ilk 12 haftasında kürtajın anneye bir zararı olmadığını iddia etmesine karşın İngiltere Ulusal Halk Sağlığı, hiçbir klinik müdahalenin tamamen risksiz olamayacağı, kürtajın özellikle hamileliğin ilk 12 haftası süresince bir kadının fiziksel sağlığı için birkaç risk taşıdığı konusunda uyarıyor.

 

Haberde, Stockholm’daki European Sociey for Human Fertilisation and Embryology konferansında 26 yaşının üzerinde bir milyondan fazla hamile kadının kayıtlarını içeren bir çalışmanın ortaya çıktığı belirtilerek, kürtaj olmuş kadınların daha sonra prematüre doğum yapma olasılığının yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.

 

Sigara ve prematüre doğum riski

Ayrıca çalışmada, önceleri kadınların kürtaj yaptırdığını açığa vurmadıkları ve bunun da verileri saptırdığı ifade edilerek, kürtaj yaptırmış ve bebeğini düşürmüş kadınlar  arasında prematüre doğum oranının değişmediği belirtiliyor.

İkinci olarak, kürtaj olmuş bir kadının sigara içme, daha yaşlı ve sosyo-ekonomik geçmişi kötü olma ihtimalinin daha fazla olduğu ve tüm bu faktörlerin prematüre doğum olasılığını yükselttiği ifade ediliyor.

 

Kürtaj ve kanser ilişkisi

İngiliz Hamilelik Danışma Servisi’nden Patricia Lohr’un kürtajın, kanser riskini yükselttiği iddiasını reddederek, büyük çalışmaların şuan her hangi bir bağlantı olmadığını gösterdiğine dikkat çekiyor.

Patricia Lohr ayrıca, yapılan büyük çalışmalar bir kürtaj ve olumsuz psikolojik sonuçlar arasında da bağlantının olmadığını gösterdiğine işaret ediyor.

Çocuk emziren kadın diyet yapabilirmi

Cuma, Şubat 17th, 2012

Hamileliğinde normal kilosundan çok daha fazla kilo alan hanımlar, doğum yaptıktan sonra diyet yapabilecek.

Doğumdan sonra emzikli oldukları için diyet yapmaya yanaşmayan hanımlar, doktorlarının kontrolünde diyetle eski kilolarına geri dönebilecek. Emzirmenin, annenin sağlığını koruyucu en önemli faktörlerden biri olduğunu hatırlatan uzman diyetisyen Selahattin Dönmez, emziklilik döneminde yeterli süt salgılanması için kadının normal ihtiyacından daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerektiğini söyledi.

Emzirmek de kilo kaybettirir

Emzikli kadının sağladığı sütteki enerjinin büyük bir kısmının annenin yediği besinlerden alındığını belirten Dönmez, annenin aldığı enerjinin hepsinin süt enerjisine dönüşmediğini, bir kısmının dokulardan sağlandığını kaydetti. Bu sebeple emzikli annenin zayıflamasının normal ancak bunun, hamilelikte alınan kilolarla doğru orantılı olduğunun altını çizen Dönmez, “Anne, gebelik döneminde ne kadar kilo alırsa alsın vücudundaki yağ depolarını, emzirdiği süre içinde enerjiye dönüştürerek kullanır.” dedi.

Hanımlara, hamilelik dönemlerindeki programlarını doğumdan sonra da devam ettirmelerini tavsiye eden Dönmez, “Besin grupları, yemeklere konan yağ, tatlılara ve içeceklere konulan şeker miktarı mutlaka orta seviyede olmalı. Yemeklerde tatlı yeniyorsa, mutlaka tahıl grubundan eksik tüketilmeli.” diye konuştu. Emzikli hanımların yemeklerini genellikle üç öğünde yemeye özen göstermeleri gerektiğini vurgulayan Dönmez, vücutta ödem veya sebebi bilinmeyen şişmelerin olması durumunda tuz alımının kısıtlanması gerektiğini anlattı. “Yemekleri arzu ettiğiniz şekilde hazırlayabilirsiniz; ancak sindirim güçlüğü olanlar ve vücut ağırlığı fazla olanlar, kızartılmış yiyeceklerden uzak durmalıdır. Daha çok ızgara veya nemli sıcaklıkta pişirme yöntemi kullanılmalıdır.” diyen Dönmez, “Emziklilik döneminde ilaç, alkol ve sigara kesinlikle kullanılmamalı. Çay ve kahve sınırlandırılmalı. İyotlu tuz kullanılmasına özen gösterilmeli. Bol bol çiğ, taze sebze ve meyve yenmeli.” diye konuştu.

Adet düzensizliği hakkında bilgi nedir

Cuma, Şubat 17th, 2012

Normalde 28 günde bir adet görmesi gereken bir kadın, 14. günden sonra (yumurtlama günü) 28 günü tamamlamadan tekrar adet görüyorsa luteal faz yetmezliği durumu ile karşı karşıya demektir.

Luteal faz (periyoyodun ikinci dönemi); adet döngüsünde yumurtlama olduktan sonra diğer adetin başlamasına kadar geçen süredir. Adetin ikinci döneminin kısa sürmesi sık görülen, zor farkedilen fakat tedavisi kolay bir durumdur. Rahimin içini döşeyen dokunun doğru zamanda doğru yerde olmaması halidir. Bebeğin rahime yerleşmesi, rahimin içini döşeyen dokunun zamanlaması ile çok ilgili olduğu için yumurtlama zamanından sonraki döneminin kısalığı gebeliğin gerçekleşmesi ve devamlılığını sürdürmesini etkileyebilir.

İdeal bir adet döngüsünde vücut adet kanaması başlamadan birkaç gün önce FSH (Follikül uyarıcı hormon) salgılamaya başlar. Bunun sonucu yumurta taşıyan follikül denilen kistler büyümeye başlar. Follikül yeterli olgunluğa ulaştıktan sonra LH ( Luteinize Hormon) salınımı başlar. Bu hormonla follikül çatlar ve içindeki yumurta tüplere doğru atılır. Çatlamadan sonra follikül yeniden daha yoğun bir sıvı ile dolar. Oluşan korpus luteum adındaki yapı adet döngüsünün ikinci yarısından itibaren progesteron hormonunun salgılanmasından sorumludur. Artmış progesteron seviyeleri rahimin içini döşeyen dokunun kalınlaşmasını ve damarlanmasını artırarak rahimi embriyonun tutunması için uygun hale getirir. Progesteron adet kanamasının erken başlamasını da önler. Normal bir adet döngüsünde korpus luteum ortalama 12 gün süreyle progesteron salgılar.
Luteal Faz Yetmezliği?nde normal adet döngüsü birkaç yönden bozulabilir. Zayıf follikül gelişimi, korpus luteumun erken sonlanması, rahimin içini döşeyen dokunun progesterona uygun yanıt vermemesi luteal faz yetmezliğinin sebepleri arasında olabilir.

Luteal fazda vücut ısısının artışından progesteron sorumludur. Vücut ısısını takip eden hastalar vücut ısısının 12 gün süreyle yüksek kalmadığını farketmektedirler. Ayrıca bir sonraki adet döneminde adet kanamaları yumurtlama olduktan sonraki 12-14 günden daha önce olduğu farkedilebilir.

Luteal Faz Yetmezliğinden şüphelenildiğinde kan progesteron seviyesine yumurtlamadan yedi 7 gün sonra bakılır. Progesteron seviyeleri az olduğunda, tedavi genellikle dışarıdan progesteron takviyesi vermek şeklinde olmaktadır. Bununla birlikte, yetersiz folikül gelişimi de düşük progesteron seviyesine neden olabilir. Adetin ortasında follikülün boyutunu ultrason ile ölçmek ayrıca kan hormon seviyelerine bakmak gerekmektedir. Eğer folikül gelişimi normal ise, luteal fazda porogesteron desteği verilir. Eğer folikül gelişimi yetersiz ise, yumurtalıkları uyarıcı ilaçlar vermek gerekebilir. Bu sayede folikül gelişimi sağlanmakta ve daha kaliteli yumurta oluşabilmektedir.

Tanı için yapılan tetkikler;

Genellikle, teşhiste kan progesteron seviyesi, luteal faz uzunluğu ve ultrasonografik takip yeterli olabilmekte iken daha uzun süren hastalarda endometrial biopsi gerekebilmektedir.
Normalde endometrial biopsiyi bir sonraki adetten bir iki gün önce almak gerekmektedir. Ayrıca bu adet döneminde hastanın hamile olmadığının tespit edilmesi de gerekmektedir.
İşlem sırasında ufak bir miktarda rahim içindeki doku patolojik inceleme için alınmaktadır. Doku seviyesinde incelendiği için, elde edilen bilgi çok önemlidir. Patalog, adetin o günü ile doku gelişiminin uygun olup olmadığını inceler. Eğer uygun ise, rahimin iç dokusunun siklus ile uyumlu olduğu belirlenir. Eğer iki günden fazla uygunsuzluk varsa, doku uyumlu değil denir.

Luteal faz yetmezliği sık görülen bir durum olup tanı konması oldukça kolaydır. Ayrıca, doğru tedaviye hemen cevap vermektedir. Dolayısıyla, bu işlemde en önemli nokta, gerçek nedenin belirlenmesi ve uygun tedavisinin planlanmasıdır

Organlar Ne Kadar Sürede yenileniyor

Pazar, Şubat 12th, 2012

Beyinde; koku alma ve öğrenme merkezleri haricindeki diğer hücreler, tıpkı tam anlamıyla oluşumunu tamamladıktan sonra yenilenemeyen sinir sistemi ve kornea haricinde yenilenemeyen gözler gibi, yaşlanmaya karşı direnemiyor.

KALP KENDİNİ 20 YILDA YENİLİYOR

Yıllarca kalbi oluşturan hücrelerin doğduktan sonra değişmediği sanıldı.

Ancak New York Üniversitesi’nden Dr. Piero Anversa tersini ispatlamayı başardı. Kalbin kendini yenilediğini belirten Anversa bunun en az 20 yıl aldığını kaydetti.

SAÇLAR KENDİSİNİ 3-6 YILDA YENİLİYOR

Yaklaşık 100 bin adet olan saçların her bir teli ayda 1.25 santimetre uzuyor.

Dolayısıyla saçların kaç yaşında olduğu da saçın uzunluğuna göre değişiyor.

MİDE DUVARI KENDİSİNİ 3-5 GÜNDE YENİLİYOR

Midedeki asit karşısında hücrelerin dirençli olmadığını belirten İsveç-Karolinska Enstitüsü’nden Jonas Frisen, hücrelerin 3 ila 5 gün arasında yenilendiğini vurguladı.

Ancak nikotin, hücrelerin yenilenmesini ağırlaştırıyor.

BAĞIRSAK KENDİSİNİ 2-5 GÜNDE YENİLİYOR

Midede olduğu gibi bağırsaklarda da hücrelerin zor şartlar altında olduğunu söyleyen İsveçli Dr. Frisen

bu hücrelerin hızla yenilendiklerini ve bu sürenin 2 ila 5 gün arasında değiştiğini ifade etti.

İSKELET SİSTEMİ KENDİSİNİ 10 YILDA YENİLİYOR

İskelet de vücudun sürekli kendini yenileyen bölümlerinden biri.

Kemiklerin 10 yılda bir tam anlamıyla kendini yenilediği tahmin ediliyor.

DİL KENDİSİNİ 10 GÜNDE YENİLİYOR

Tat moleküllerini sinirler yoluyla beyne ileten dilde bulunan 10 bin tomurcuğun her birinde 50 hücre bulunuyor.

Bu hücreler her 10 günde bir kendini yeniliyor.

KARACİĞER KENDİSİNİ 6 AYDA YENİLİYOR

Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolayan karaciğer vücudun en güçlü organlarından biri.

İngiltere Karaciğer Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre karaciğerin kendini yenileme süresi 6 ay.

AKCİĞER KENDİSİNİ 1 YILDA YENİLİYOR

Akciğerde hücreler farklı periyotlarda yenileniyor. Bu da havanın temizliğine, sigara içilip içilmemesine göre değişiyor.

Yenilenme süresi ise altı ayla bir yıl arasında…

GÖZLER YENİLENMİYOR

Gözler, kornea tabakası haricinde kendini yenileme özelliğine sahip değil. Zaman geçip yaş ilerledikçe gözleriniz de sizinle birlikte yaşlanıyor.

Aynı şekilde beyin hücreleri de kendini yenileyemiyor ve yaşlanıyor.

Sivilcenin baş düşmanı limon

Pazar, Şubat 12th, 2012

BOĞAZ AĞRISI

Balla karıştırılan limon, şurup yerine, boğaz ağrınızı kısa dönem geçirebilecek doğal bir yöntem. Bir bardak sıcak suyun içine limon suyu ve bal karıştırın ve yudumlamadan önce biraz ılınmasını bekleyin. Mayo Clinic’e göre bal boğazı sarıp yumuşatıyor, limon ise mukusları gideriyor.

SİVİLCELER

Limonun içindeki sitrik asit akne problemlerini yenmeye yardımcı oluyor The Lemon Juice Diet’i yazan Theresa Cheung’a göre. Limon suyunu yine ballı su ile karıştırıp sorunlu bölgeye sürmeli ve durulamadan önce en az yarım saat beklenmelisiniz, her gün günde 2 kez.

YORGUNLUK

Öğleden sonraları enerji kaybı mı hissediyorsunuz? Experimental Biology and Medicine’da yayınlanan bir çalışmaya göre, limon yağı beyin aktivitesini yükseltiyor. Yani gün içinde bileklerinize birkaç damla damlatmak ve hafifçe ovmak çok iyi gelebilir.

NEZLE VE GRİPLER

Çaya ya da sıcak suya limon sıkmak ve onu içmek, gösterişli paketlerde satılan vitaminlerin sağlayacağı ekstra vitamin görevini görecektir. İşin numarası, doğru zamanda başlamak, Mayo Clinic’e göre hastalanacağınızı anladığınız an bu küre başlamalısınız. Öyleyse o suyun içine biraz daha bağışıklık sistemi destekleyici limon sıkın!

BÖCEK ISIRIKLARI

Arı iğnesi ya da sivrisinek ısırığından mı muzdaripsiniz? Bir çay kaşığı balla karıştırdığınız limon yağıyla ısırığın acısını dindirebilirsiniz.

GÜZELLİK

Tırnak lekeleri: Oje kullanan bayanların tırnakları genellikle bir süre sonra sararır, limon suyu ile ovulduğunda temiz ve taze tırnaklara kavuşmak mümkün.

KOKAN ELLER

Ellerden bahsetmişken, yemek için kullanılan soğan ve sarımsak kokuları ele siner, ellerinizi limonla ovmak bu sorunu da çözecektir.

SERT DİRSEK VE TOPUKLAR

Limon suyu ve sıcak su ile ovulan dirsek ve topukları duruladıktan sonra kullanacağınız nemlendirici ile harika sonuçlar alacaksınız.

KÖTÜ NEFES

Nefesinizin koktuğunu mu hissediyorsunuz? Ağzınızı limon suyu ile çalkalamanız dişinizdeki ve dilinizdeki bakterileri öldürecektir. Ama daha sonra ağzınızı normal su ile çalkalamayı unutmayın çünkü limondaki asit dişleriniz için zararlıdır.

ŞİŞLER

Ekşi limon temreye yararlıdır.

HAREKET ORGANLARI

Onun yağı, gevşekliğe iyi gelir; eğer yağı kabuğundan ayrılırsa, felce iyi gelir ve ekşisi sinirlere zararlıdır.

BAŞ ORGANLARI

Limon, yüz felcine iyi gelir; pişmiş limon ağız kokusunu gerçekten giderir.

GÖRME

Ekşi Limon ile hazırlanan damlalar gözün sarılığına iyi gelir.

SOLUNUM

Ekşi limon, sıcak (sıkıntılı) kalp çarpıntısını giderir ve meramalatı boğaz ve akciğere çok yararlıdır. Lakin ekşi limonun göğüste kötü etkisi vardır ve limonun sütü sirke ile pişirilirse ve ondan yarım şekerle (4 onz tıbbi ölçü, sıvı ölçüsü olarak 6 onz, 2 ölçü küçük kaşık) içilirse, sülük denen hayvanı öldürerek vücuttan atılmasını sağlar.

BESLENME

Onun eti mideye zararlıdır, ekşime yapar. Marmelatı yenmelidir veya marmelatı balla birlikte yemek uygundur; bu şekilde yenirse, hazmı kolaylaştırır ancak yine de fazla yenmemelidir. Ancak, onun yaprağı mideyi ve bağırsakları kuvvetlendirir ve onun çiçekleri ve kabuğu eğer yemek pişirilirken içine katılırsa, sindirime yardımcı olur.

Kabuğun kendisi pişirilmeyip, öylece yenirse, hazmedilmez. Onun kabuğunun pişmişi kusmayı önler. Onun ekşi suyu mide cidarına yararlıdır. Ekşi limon sarılığa da yararlı olur. O, safravi kusmayı önler ve açıcı etki gösterir. Limon kullanılacaksa, ondan önce ve sonra hiçbir şey yenmemesi gerekir.

CİNSEL İSTEĞİ TESKİN EDER

Limonun etli kısmı, kulunç ağrısına sebep olur. Ekşi limon, karına kötü etki yapar; safravi ishale faydalıdır; çekirdeği (tohumu) basur memelerine yararlıdır. Onun çekirdeğinde güçlü bir müshil etkisi vardır ve ekşi öz suyu kadınlardaki aşırı cinsel isteği teskin eder.

ZEHİRLEME

Onun çekirdeklerinden 2 dirhemi kaynamış şuruplu veya sıcak suyla kullanıldığında, bütün zehirlenmelere karşı etkilidir. Özellikle, akrep zehirlerine karşı ağız yoluyla (oral yolla) veya akrebin soktuğu yere merhem şeklinde uygulanırsa, faydası görülür.

Kabuğu da aynı etkiyi gösterir. Şurup şeklinde, yılan sokmalarına karşı ağız yoluyla alınırsa yararlıdır; aynı zamanda, kabuğunun merhemi de (hayvanın soktuğu yere tatbik edilirse) yararlı olur.

ALKOLLE ALINDIĞINDA ZARARLI

Bazı kaynaklarda geçen kokteyllerde kullanılan limon, fazla alımında, yani, fazla alkol tüketiminde alınmasıyla ertesi güne baş ağrısı yapar.

KULLANIMI

Meyve öncelikle suyu için kullanılır, eti ve kabuğu Aşçılık ve fırında pişirmede kullanılır. Limon suyu yaklaşık \% 5 asittir. pH değeri 2 ila 3 arasındadır.

Özellikle Çorbalarda yemeklerde salatalarda lezzeti arttırmak sindirimi kolaylaştırmak vucut direncini kazanmak için kullanılan önemli bir C vitamini kaynağıdır. Limon suyu ile haşlanan tavuk daha lezzetli olur. Limon ve misket limonu halihazırda limonata olarak sunulur, veya içeceklerde garnitür olarak, buzlu çay veya alkolsüz içeceklerde bir dilim şeklinde bardağın içinde veya kenarında kullanılır.

Limon suya tat vermesi içinde kullanılır. Oda sıcaklığında uzun süre tutulursa kolayca çüremeye yüz tutar. Limon suyu balık yemeği üzerine sembolik olarak sıkılır. İlave olarak limon suyu salamuraya yatırılmış et pişirilmeden önce bir parça kullanılır. Bazı insanlar limonu bir meyve gibi yemeyi sever. Fakat daha sonra sitrik asit ve şekeri dişlerden temizlemek için su kullanmak gereklidir. Limon kendisi veya misket limonu ile birlikte reçel yapımında kullanılır.

ANAVATANI

Limonun anavatanı kesin olarak bilinmemektedir. Ilıman iklime sahip bütün memleketlerde kültür şekilleri yetiştirilen yaprak dökmeyen, uçucu yağ taşıyan bu küçük ağaçların meyveleri ülkemizde çok sevilir. Ege ve Akdeniz gibi bölgelerde neredeyse her evin bahçesinde bir limon ağacı bulunur.

Yeni Moda Diyetler

Pazar, Şubat 12th, 2012

Mevcut diyetler arasında kaybolan kadınlar çoğu zaman yapılan diyeti sürdürememekte ya da yaptığı karşılığında beklediği sonucu görememektedir. Ancak şimdiler birtakım diyetisyenlere göre yeni moda diyet programlarının oldukça etkili sonuçlara ortaya koyduğu belirtilmektedir.

 

Bilimsel bir yaklaşımın yer aldığı ifade edilen diyetlerde, kadınların günlük aldıkları karbonhidrat ve yağ gibi oranların hesaplamaları yapılmaktadır. Günlük alınan kalori esası ile sürdürülen yeni moda diyet programlarının,kadınlarda etkili sonuçlar verdiğinin bilimsel olarak kanıtlandığı savunulmaktadır.

 

Yeni diyet programları arasında ise King Paolo diyeti, Zone diyeti, Sonoma diyeti, Hollywood diyeti, Dash diyeti Detoks diyeti ve Çin diyeti şeklinde uygulamalar yer almaktadır. Diyetler üzerinde yapılan araştırmalarda her diyetin farklı na hitap ettiği belirtilmektedir. Bunun yanında ortaya koyduğu sonuçlar ise kadınlar açısından oldukça iç açıcı olmaktadır.

Diş Eti Çekilmesinin Nedenleri

Pazar, Şubat 12th, 2012

Diş eti çekilmesinin sebepleri nelerdir?

- Yaşlanma,

- Yanlış diş fırçalama,

- Diş taşları ve bakteri plağı,

- Diş arkı (diş dizisi) üzerindeki diş veya dişlerin, diş arkı dışında yer almaları ve çarpık, düzensiz, rotasyona uğramış (dönmüş) olmaları,

- Diş eti iltihabı veya periodontitis sonucunda diş eti kenarında meydana gelen iltihaplı ve dejeneratif değişimler,

- Periodontal cepler ve büyümüş diş etlerinin ortadan kaldırılması amacıyla yapılan bazı diş eti operasyonları sonrasında,

- Okluzal travmalar (yüksek ya da hatalı yapılmış kron, köprü, dolgulu dişlerde ve bruksizm denen diş sıkma ve gıcırdatma vakalarında,

- Dudak, yanak kas bağlantılarının diş etlerine yakın olmaları,

- Dişler arasına gereksiz ve çok fazla kürdan, toplu iğne vb. cisimler sokulup kurcalanması, diş etinin tahriş ve tahrip edilmesi.

Söz konusu bu nedenler arasında çok önemli yer tutan diş taşları ve bakteri plağı (diş yüzeyine yapışan, gözle görülmeyen, gıda artıkları ve bakterilerin birlikte oluşturduğu yapışkan bir tabaka) detartraj da denen diş taşı temizliği veya gerekiyorsa diş eti altında, daha derinde bulunan diş taşları ve oluşumların uzaklaştırılması amacıyla yapılan subgingival küretaj işlemiyle temizlenmelidir.

Dişeti seviyesindeki ya da üzerindeki görünür diş taşları çeşitli görevleri ve biçimleri olan el aletleri ya da ultrasonik cihazlar ile temizlenir. Daha derinlerdeki, diş eti altındaki, kök yüzeyindeki gözle görülmeyen diş taşları, granülasyon dokusu (bozulmuş, hastalıklı nedbe dokuları) ve nekrotik (ölü) sement dokusunun ortadan kaldırılması ve temizliği işlemine de subgingival küretaj denir ve dişe, küretaj yapılan bölgeye ve dişin yüzeyine uygun farklı şekil, büyüklük ve amaçtaki ‘küret’ denen el aletleri yardımıyla yapılır.

Kürtaj Yaptırmanın Riski Büyük

Pazar, Şubat 12th, 2012

Kürtaj son zamanlarda İngiltere’de büyük bir tartışma konusu haline geldi. Bazı uzmanlar hamileliğin ilk 12 haftasında kürtajın anneye bir zararı olmadığını iddia etmesine karşın İngiltere Ulusal Halk Sağlığı, hiçbir klinik müdahalenin tamamen risksiz olamayacağı, kürtajın özellikle hamileliğin ilk 12 haftası süresince bir kadının fiziksel sağlığı için birkaç risk taşıdığı konusunda uyarıyor.

 

Haberde, Stockholm’daki European Sociey for Human Fertilisation and Embryology konferansında 26 yaşının üzerinde bir milyondan fazla hamile kadının kayıtlarını içeren bir çalışmanın ortaya çıktığı belirtilerek, kürtaj olmuş kadınların daha sonra prematüre doğum yapma olasılığının yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.

 

Sigara ve prematüre doğum riski

Ayrıca çalışmada, önceleri kadınların kürtaj yaptırdığını açığa vurmadıkları ve bunun da verileri saptırdığı ifade edilerek, kürtaj yaptırmış ve bebeğini düşürmüş kadınlar arasında prematüre doğum oranının değişmediği belirtiliyor.

İkinci olarak, kürtaj olmuş bir kadının sigara içme, daha yaşlı ve sosyo-ekonomik geçmişi kötü olma ihtimalinin daha fazla olduğu ve tüm bu faktörlerin prematüre doğum olasılığını yükselttiği ifade ediliyor.

 

Kürtaj ve kanser ilişkisi

İngiliz Hamilelik Danışma Servisi’nden Patricia Lohr’un kürtajın, kanser riskini yükselttiği iddiasını reddederek, büyük çalışmaların şuan her hangi bir bağlantı olmadığını gösterdiğine dikkat çekiyor.

Patricia Lohr ayrıca, yapılan büyük çalışmalar bir kürtaj ve olumsuz psikolojik sonuçlar arasında da bağlantının olmadığını gösterdiğine işaret ediyor.


Sohbet