Hanımlara: Belki farkında değilsiniz ama erkekler eve yara alarak dönerler. Bu o kadar gizli bir yaradır ki kendileri bile farkında değildir. İş için yola çıkan bir erkek çok sayıda bilinmeyenle yüzleşmek üzere güne başlar. Piyasada çok sayıda faktörle boğuşmak zorundadır. Memur ya da işçi ise mutlaka emir altına girecektir, bir rutinin çarkları arasında koşuşturacaktır. Amir ya da patron ise piyasanın şartlarıyla karşı karşıyadır; yine kendi başına değildir.
Çeklerin ödenmeme ihtimali, dövizin dalgalanması, enflasyonun büyümesi, rakiplerin bastırması gibi çok sayıda emredicinin sürpriz komutlarını beklemektedir. Hele de büyükşehirde yaşıyorsa, kurallarını kendisinin koymadığı bir trafiğin cenderesinden geçmek zorundadır. İster belediye otobüsü ile gitsin, ister çok pahalı arabasını kullanıyor olsun, yol koşullarına eksiksiz itaat etmek zorundadır. (Bu şartların hepsi çalışan kadın için de geçerlidir elbet! Ancak en azından çoğunluğa dair bir şeyler söyleyerek; yuvayı bekleyen evhanımlarının çalışan eşlerinin durumunu anlamasına yardımcı olmaya çalışıyorum.) Evden işe giderken trafikle, işte piyasa şartlarıyla ya da amiriyle, eve dönerken yine trafikle uyum içinde kalmak üzere ezilip büzülen erkeğin eve geldiğinde kendisini “daha serbest” hissetmesi gerekir.
Çoğunlukla telaffuz edemese de eve varır varmaz bunların hepsini omzundan atmayı ummaktadır..


